Instagram Depresyonu

blog5

İnstagram depresyonum mudur?

Yapılan bir çok araştırmaya göre, sosyal medya paylaşımları depresyon sebepleri arasında yer alıyor.Hatta neredeyse literatüre yeni isimle giriş yapabilecek kadar…

Ama sanırım instagram kullanıcıları bu sorunla daha yüz yüzeler… Diğer paylaşım sitelerinde en azından“”üzgünüm,mutsuz hissediyorum,sıkıldım” gibi ifadelere yer verilebilirken, instagramın henüz böyle bir özelliği bulunmaması sebebiyle, insanlar genelde en güzel hallerini,en güzel manzara fotoğraflarını,gittikleri en lüks mekanları,en pahalı arabalarını,başarılarını hatta aftersex selfielerini paylaşabiliyorlar.Dışarıdan bakan, “ben”leri ile henüz barışamamış insanlar da genelde ya kişilerin hayatını sadece paylaştıkları fotoğraflardan oluşan bir hayatmış gibi algılıyor ya da kendilerine verilen bir mesajmış gibi algılanabiliyor.Bu durum kişiyi depresif belirtilerle arkadaş hale getirebiliyor.

Peki nedenleri sadece bu kadar mı?

Bazen “n’apalım modaya uyuyoruz” gibi savunmalar duyuyorum ancak instagramda fotomodellerden daha çok fotoğraf paylaşmanın ya da dedektiflerden daha “dedektif” bir hal almanın “moda” ile çok da ilgisi olmadığını söyleyebilirim. Bu daha çok“varolma, değer görme ve beğeni” ile ilgili bir durum.

İnsan doğduğu andan itibaren var olma mücadelesi verir.  Var olabilmesi için fark edilme ihtiyacı duyar. Eğer kişi fark edilirse değerli ve var olduğunu düşünür. Buraya kadar bir sorun yok. Ancak kişi bebeklik ve çocukluk döneminde  fark edilememiş ise, sonraki yıllarda bunu telafi etmek adına çocukluk dönemindeki eksik olan “beğeni, takdir,onay,değer , var olma…” gibi duyguların tatmini için sosyal medyayı “aracı” olarak kullanabiliyor. Kaç beğeni almış, altına yorum yapılmış mı, acaba arkadaşı da kendisi kadar beğeni almış mı, kaç başarı tebriği alınmış, acaba takip yoğunluk saatine mi denk gelmemiş…

Ve durum “rakipleri” ile bir yarış haline dönüşebiliyor. Eğer günlük instagram beğenileri, kişiyi tatmin edici çoğunluktaysa sorun yok, ancak en yakın arkadaşının beğenileri kendisinden fazla ise,ya da arkadaşı 7 yıldızlı lüks otelin önünde “vee tatil başlar” pozu verirken,kişi bırakın 7 yıldızlı oteli 2 yıldır tatile bile çıkamamışsa,kendisi didinip dururken iş için,saatlerce mesaiye kalmak zorundayken,bir diğeri instagram hesabından #Dubai # işgezisi hashtag’i ile resim paylaşıyorsa,bir diğer hesaptan “Roma dondurması #Roma’da yenir paylaşımını görmezden gelmeye çalışırken, #terfi #başarı #ödül hastagi, biri sevgilisinden yeni ayrılmışken,bir diğerinin sevgili resimleri,birinin bilgisayara yapıştırılmış diyetisyen listesi varken bir diğerinin manken gibi bikinili fotoğrafları… Hashtag’lere karşı kişi sadece değersizlik,başaramama,yetersizlik,suçluluk duyguları içinde kaybolup gidebiliyor.Kendine olan güvensizliği daha da pekişebiliyor.

Bu engellenebilir bir durdum mudur?

Elbette ki engellenebilir bir durumdur, ancak tabi ki hashtag’lere karşı savaşarak değil… Bahsettiğimiz “sanal” bir ortam.Her ne kadar gerçek arkadaşlıkları da içerse bile… Sanal dünyanın paylaşımları da beğenileri  de anlıktır,-mış gibidir… Paylaşanın da amacı, “var olmaktır”.(Bu tabi ki her paylaşım yapan için geçerli olmamakla birlikte,paylaşımlar karşısında “keşke”lenen herkes için geçerli değildir.Buradaki önemli olan nokta kişinin günlük yaşantısını etkileyecek boyutta paylaşım ve keşkelerdir.)

Kişinin önce “ben”i sevmesi ve kendini “olduğu hali” ile kabul etmesi gerekir. Kendi değeri karşısındakinin hissettirdiği ile değil, kendi “değer” düşünceleri ile belirlendiğini bilmeli. Bu tabi ki ol deyince olacak kadar kolay bir savaş değildir. Zordur kişinin kendisi ile olan savaşı. Farkındalıkları ile yüzleşmesi gerekebilir. Eğer tek başına üstesinden gelemiyor ise uzman desteğine başvurmalıdır. İnstagram hesabını kapatmak, bu sorunların ortadan kalkması için kalıcı bir çözüm değildir. Çünkü sizin kendinize verdiğiniz değer değişmediği sürece 6 ay sonra instagram hesabınızdan göreceğiniz yeni resimler sizi yine depresyonla arkadaş haline getirme ihtimali oldukça yüksek…

Psk. Selen Sarıoğlu